Anasayfa Tesisimiz Restoranımız Kalkan Gezi Rehberi Plajlar İletişim
GEZİ REHBERİ

PATARA ANTİK ŞEHRİ
Kalkan-Fethiye karayolu üzerinde, Kalkan a 14 kilometre uzaklıkta bulunan şehrin adının M.Ö XXIII. YY. ait Hitit metinlerinde geçmesi, Patara nın da, Xanthos gibi Likya bölgesindeki en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu gösterir.

Bölgenin en büyük ve en işlek limanı olarak önemini hiçbir devirde yitirmeyen şehrin yazıt ve sikkelerde Likya dilindeki adı Pttara olarak geçer. Helenistik ve daha sonraki dönemlerde Patara , Arap kaynaklarında ise Batara olarak anılır.

Helenistik dönemlerde, Tanrı Apollon un kışlık kehanet merkezi ve Likya Birliği nin üç oy hakkına sahip şehrinden biri olan Patara, Bizans döneminde de Aziz Nicholas ın doğum yeri olarak ün kazanmış ve kutsal topraklara giden hacıların ziyaret ettikleri bir liman haline gelmiştir. XVI. YY. da Osmanlı Sultanı II. Beyazıt a kadar eski görkemini sürdüren Patara, bu önemini hiç şüphesiz Akdeniz ticaret yollarının üzerinde, korumalı bir limana sahip olmasına borçludur. Genel olarak antik liman çevresinde odaklaşan kent merkezi, zamanla körfez ile doğudaki liman arasında kalan teraslara yayılmıştır.

Limanın kum ve çamurla dolması ve VII. YY. dan itibaren güney kıyılarına yapılan Arap akınları nedeni ile kent eski görkemini yitirmiş ve yerleşim kentin yukarı bölgelerine kaymıştır. Patara, 1811-1812 yıllarında İngiliz Deniz Kuvvetleri ne ait Beacon isimli geminin kaptanı Beaufort tarafından keşfedilmiş ve 1842 yılında C. Fellows ve arkadaşlarının bugün British Museum da sergilenen Xanthos un ünlü anıtlarını yükledikleri liman yine Patara olmuştur.

Xanthos vadisinin son şehri ve Likya nın en büyük liman kapısı olan Patara, bugün Akdeniz in en temiz sahillerinden birinin kenarında, kum ve çalılarla kaplı durumdadır. Kum dolması ile denizle ilişkisi kesilen antik liman, bataklık ve göl halini almış, bataklıkta oluşan ılgınlar (Tamarix sp.) zamanla bölgenin kendine has bitkisi olmuştur. Patara nın genel görünümü diğer Likya kentlerinin özelliklerini göstermez. Her ne kadar erken dönemlere ait kalıntılar varsa da yapılar ve kent planı zamanla çok değişmiştir. Bugün ayakta kalan yapıların çoğu Roma, Bizans ve Ortaçağ a aittir.

Şehre ve günümüz kalıntılarına giriş, görkemli ve çok iyi korunmuş bir Roma zafer takından yapılmaktadır. Takın batısındaki tepenin yamaçlarında, Likya tipi lahitlerin bulunduğu mezarlık alanı uzanır. Kentin güney ucundaki Kurşunlu Tepe ye yaslanmış olan tiyatro, Helenistik Dönem (M.Ö II. YY.) özellikleri gösterir. Ancak M.Ö I. YY. ın ortalarında birçok Likya kentinde etkisini gösteren depremle yıkılmış ve yeniden inşa edilmiş olup, bugün büyük ölçüde plajdan gelen kumla doludur. Doğu girişindeki mükemmel kitabe M.Ö 147 deki onarımı ve ekleri anlatmaktadır. Tiyatronun yaslandığı Kurşunlu Tepe, şehrin genel görünümünün ve yörenin seyredildiği en güzel köşedir. Buradan şehrin diğer kalıntıları; Vespasian Hamamları, Korinth Tapınağı, ana cadde, liman ve Hadrian dönemi ambarı rahatlıkla izlenebilir. Tepenin kuzeybatısındaki bataklığın arkasındaki tahıl ambarı (Granarium), 65x32 m boyutlarıyla Patara nın günümüzde kalmış anıtsal yapılarından biri olup, İmparator Hadrian (117-138) dönemine tarihlenmektedir. Ambarın kentle doğrudan ilişkisinin olmaması, kente hizmet etmediğini, gemilerle gelen ve belki de kentte kışlayan buğdayın depolanmasında kullanıldığını göstermektedir.

Şehrin suyu yaklaşık 20 km. kuzeydoğusundaki İslamlar köyü yakınlarından, Kızıltepe yamacındaki kayalıktan getirilmiştir. Kaynakla şehir arasında bulunan Fırnaz İskelesi nin kuzeyindeki Delik Kemer olarak adlandırılan bölüm ise suyollarının en anıtsal bölümüdür.

Kazıları Akdeniz Üniversitesinden Prof. Fahri Işık ve ekibi tarafından yürütülen Patara Antik Kenti, arkeolojik ve tarihsel değerlerinin yanında soyları azalmakta olan Caretta Caretta ların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden biri olması ile de ayrı bir öneme sahiptir.


LETOON ANTİK ŞEHRİ
Kalkan Fethiye karayolu üzerinde yer alan Apollon ve Artemis in annesi Leto onuruna kurulmuş şehir Kalkan a 20 km. uzaklıkta bulunan Ova Beldesi nde yer alır. Likya lıların Ana Tanrıçası Leto onuruna kurulmuş bu ufak yerleşim yeri Likya halkının federe dini merkezi ve kutsal alanıdır.

1962 den beri sürdürülen kazılarda M.Ö VI. YY. dan kalma eserler bulunmuş ve Artemis, Apollon ve Leto ya ait üç tapınak ortaya çıkarılmıştır. Bunların yanında Roma döneminde I. ve II. YY. da değiştirilip genişletilen bir Helenistik portik (önü sutünlü üstü örtülü açık galeri) vardır. Ayrıca Leto tapınağında 1973 yılında bulunan üç dille yazılmış M.Ö IV. YY. a ait kitabe Letoon un işlevi hakkında detaylı bir bilgi vermektedir.

Kitabenin bir yüzünde Aramice, diğer yüzünde ise Grekçe ve Likya dilinde yazıtlar yer almıştır. Likya dilindeki yazılarda, Karya ve Likya satrabı olan Pixodares in M.Ö 358 yönetime geldiği ve Hekotomnid sülalesi ile Likyalılar arasında iyi ilişkiler kurduğu, Likya nın Archon ve Xanthos şehirlerine vali gibi memuriyetlere adamlarını tayin etiğini yazmaktadır. Diğer bir yazıt da Büyük İskender in Letoon a ziyaretini anlatır.

Yeraltı su seviyesinin yüksek olması, kazıları zorlaştırdığı gibi, kazılan bölgelerin bir süre sonra tekrar su altında kalmasına engel olunamamaktadır. Sahnesi olmayan oldukça büyük grek planlı bir tiyatro, Leto, Apollon, Artemis tapınakları ile seller nedeniyle toprakla dolmuş nympheum (çeşme binası) ve agora (Pazar yeri) kentin görülecek yegâne eserleridir.

Latin şair Ovidius un anlattığı bir efsaneye göre, Zeus tan hamile kalan tanrıça Leto, çocukları, ikiz tanrı Artemis ve Apollon u Delos ta doğurur. Sonra Xanthos nehrinin denize ulaştığı yere gelip, nehir boyunca kaynağa varıncaya dek yürür. Kaynakta çocuklarını yıkamak isteyen, ama yerli halk tarafından engellenen tanrıça, yöre halkını kurbağaya çevirerek intikamını alır. İşte Leto tapınağı insanların kurbağaya çevrildikleri bu yerde, tanrıça Leto adına yaptırılmıştır.


XANTHOS ANTİK ŞEHRİ
Kalkan Fethiye karayolu üzerinde Kalkan a 22 km. uzaklıkta bulunan Kınık Köyü nde yer alır. Şehir; Xanthos Nehri ( Eşen Çayı) kenarındaki ovaya hâkim iki tepe üzerinde kurulmuştur. Bu yerleşimlerden birincisi Eşen Çayı nın kenarından sarpça bir kayalık şeklinde yükselen surla çevrili Likya akropolü; ikincisi ise kuzeydeki daha yüksek ve geniş olan Roma akropolüdür.

Xanthos kenti, birçok önemli özelliklerinin yanında tarihi en çok acılarla dolu kent olarak bilinir. Tarihçiler, kentin birçok kez yerle bir olduğunu veya yandığını, fakat yeni şehrin küller arasından yeniden yeşerdiğini yazarlar.

Likya nın başkenti olan Xanthos un adı, Likya yazısı ile yazılmış kitabelerde Arnna olarak geçer. Ünlü tarihçi Homeros, Sarpedon yönetimindeki Xanthoslular ın Troya savaşlarına katıldıklarını yazar ki bu olay şehrin en eski yazılı tarihine işaret eder.

Şehir, M.Ö 546 da Pers kumandanı Harpagos tarafından kuşatılır. Xanthoslular, kahramanca karşı koyup direnmelerine rağmen çaresiz duruma düştüklerinde, kadın ve çocuklarını öldürüp şehri ateşe vererek son kişi kalıncaya kadr savaşı ve insansız harap bir şehri Harpagos a bırakırlar. Bu toplu intihardan o sırada şehirde bulunmayan 80 aile kurtulur ve şehirlerini, yeni gelen göçmenlerle tekrar kurarlar.

M.Ö 475-450 arasında Xanthos, bu kez yangın felaketi ile karşılaşır. Kazılarla da belirlenen bu yangından sonra şehir büyük bir gelişme göstererek batı dünyası, özellikle Atina ile sıcak ilişkiler kurar. Büyük İskender in doğu seferi sırasında Xanthos, Pers Harpagos a olduğu gibi direnme göstermiş ancak M.Ö 309 dan itibaren önce Mısır Hanedanı Ptolemaioslar ın, ardından da birçok Likya şehri gibi Suriye Kralı III. Antiokhos un egemenliğini kabul etmek zorunda kalmıştır.

II. YY. da Likya Federasyonunun başkenti olan Xanthos, 42 yılında bu kez Romalı Brutus tarafından yerle bir edilmiş ancak ardından İmparator Marcus Antonius un gayretleriyle yeniden imar görmüştür. I.YY. da Roma egemenliği altındaki Xanthos ta İmparator Vespasianus adına tak yaptırılmış, günümüze kadar gelen Roma yapılarının çoğu bu dönemde inşa edilmiştir.

Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan Xanthos, bu dönemde birçok yeni yapıya kavuşmuştur. Ancak VII. YY. dan sonra Arap akınları şehrin terk edilmesine sebep olmuş, 1838 de yeniden keşfedilip talan edilmesine kadar hafızalardan silinmiştir.

Şehirdeki kazı çalışmaları, 1950 yılından beri Fransız arkeologlar tarafından yürütülmektedir. Xanthos un her iki akropolü de değişik örgü sistemlerinin görüldüğü sur duvarları ile çevrili olup Likya akropolünü doğudan çevreleyen poligonal teknikteki sur M.Ö. IV. YY. a aittir. Güney yönündeki sur ile Eşen Çayı tarafındaki surların bir kısmı, Helenistik devirde yapılmış düzgün bloklardan oluşur. Geri kalan surlar, harçlı duvarları ile Bizans dönemine aittir. Bizans sur kalıntısının kuzeyindeki sahayı Roma devri amfi tiyatrosu kaplar. Xanthos un en ilginç kalıntıları, tiyatronun batısında yer alır. Bunlardan ilki; yüksek dikdörtgen yekpare kaide üzerindeki ölü ailesi ile yanındaki kadın gövdeli, kuşkanatlı yaratıklar olan ve ölülerin ruhlarını gökyüzüne taşıdıklarına inanılan Harpy kabartmalarına sahiptir. Bugün orijinal blokları, British Museum da sergilenen Harpy Anıtı, M.Ö V. YY. a tarihlenmekte; bu anıt mezarın yanında IV. YY. a ait kaideli bir Likya lahdi yer almaktadır. Tiyatronun kuzeyindeki kare şekilli alan ise Roma devri agorasıdır. Agoranın kuzeydoğu köşesinde, yekpare dikdörtgen gövdesinde Likya yazısıyla yazılmış kitabeye sahip bir anıt mezar yükselir. Harpy anıtına benzer kabartmalı mezar odasına sahip olduğu düşünülen anıtın gövdesindeki kitabe, günümüze dek bulunmuş Likya dilindeki en uzun kitabe olup, Kherei adlı Xanthoslu prensin serüvenlerini anlatmaktadır. Roma akropolünde de birçok kaya mezarı ve kaideli mezarı yan yana görmek mümkündür. Bunlardan, kaidesi dışında tümü British Museum a taşınmış olan M.Ö. IV. YY. a ait Payava lahdi en ünlü olanıdır. Xanthos un diğer bir ünlü anıtı ise, yine British Museum da sergilenen Nereidler anıtıdır. Günümüzde sadece temelleri kalmış olan tapınak planlı anıt, sütunları arasındaki su perileri Nereidler in heykellerinden dolayı bu adla anılmakta olup, M.Ö. IV. YY. a aittir.


SDYMA ANTİK ŞEHRİ
Günümüz Dodurga köyünde bulunan kentin ne zaman kurulduğu hakkında bilgi mevcut olmamakla birlikte Roma ve Bizans devirlerinde gelişme gösterdiği kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Kentin akropolünde birkaç sarnıç ve bina kalıntısı olmasına karşılık, akropolün kuzey eteği ve vadideki kalıntılar arasında mermer yazıtlı bir mezar, bir tapınak, hamam ve birkaç basamağı ancak görülebilen bir tiyatro dikkati çeker. Köyün bulunduğu tarlalar arasında görülen birçok lahit yanı sıra iki heroon da görülebilecek ender eserler arasındadır.


PINARA ANTİK ŞEHRİ
Kentin Likya dilinde adı, yuvarlakça anlamına gelen Pinale sözcüğünden kaynaklanmaktadır. Yapılan yüzeysel araştırmalar, Pınara nın Xanthoslular tarafından kurulduğunu ve üç oy hakkına sahip altı kentten biri olduğunu gösterir. Kentin Karya Kralı Piksodaros a M.Ö 340-334 yılları arasında bağlı olduğu, burada bulunan bir yazıttan anlaşılmaktadır. Diğer Likya kentleri gibi MÖ 334 te Büyük İskender tarafından ele geçirilen kentin, gümüş ve bronzdan birlik tipinde bastığı sikkeler M.Ö 168 81 yılları arasına tarihlenir.

Kentin akropolüne, güney tarafından kayaya oyulmuş merdivenli patikadan çıkmak gerekir. Surla çevrili olan kısımda surlar ve Bizans çağı eserleri görülür. Pınara nın resmi ve özel yapılarının da birçoğu burada toplanmıştır. Ayrıca dik bir kayalık yamaçta yer alan yüzlerce kaya mezarı ve güney akropolünde tiyatro, odeon, tapınak ve hamam kalıntıları ilgi çeker. Tiyatro II. YY. a ait olup 27 oturma basamağından oluşmaktadır.


TLOS ANTİK ŞEHRİ
Kalkan a 49 km. uzaklıkta yeralan Likya dilinde adı Tlava olan kentin tarihi hakkında bilgilere sikke ve yazıtlardan ulaşılmıştır. Benndorf, Tlos ta bulunan bir mezardaki kabartmanın M.Ö V.YY. a ait olduğunu ileri sürer. M.Ö IV. YY. da basılan sikkelerde kentin adı Likya dilinde yer alır. II. YY. da devrin zenginleri olan Rodoslu Opramoas ve diğer Likyalı zengin Oinoandalı Licinnius Langus tan yardım aldığı yazılı kaynaklarda geçmektedir.

Akropolün doğu tarafında Likya dönemine ait bir sur, Likya dilinde yazıtlı mezarlar, Roma devri surları, stadyum, hamam, büyük bir Bizans kilisesi ve agora kalıntıları ilk dikkat çeken eserlerdir. Oturma kademeleri oldukça sağlam, süslü sahne binası ise harap olan tiyatrodan başka, Likya yazıtlı Izrara anıtı ile Roma çağından kalan ve eski yüksekliğini koruyan bir kule, Tlos antik kentinin ilginç eserleri arasında sayılabilir.


ANTİPHELLOS KAŞ ANTİK ŞEHRİ
Kalkan a 26 km uzaklıkta olan Kaş, Likya Medeniyeti nin en önemli merkezlerinden biridir. Arkeolojik çalışmalar, M.Ö. 6 bin yıllarında da burada yerleşim olduğunu kanıtlamaktadır. Tarihte Habesos ya da Antiphellos olarak anılan kent, Büyük İskender in Anadolu seferi sırasında Makedonya topraklarına katılmıştır. Daha sonra Seleukos lara, Ptolemaios lara ve Romalılara geçen şehir, Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi olmuştur. Kent, Anadolu Selçuklu döneminde Andifli adını almış, Osmanlı Padişahı I. Bayezid, şehri Tekelioğulları Beyliğinden alarak Osmanlı İmparatorluğu na dahil etmiştir.

M.Ö. IV. YY. da Antiphellos, çok küçük bir yerleşim yeri olup biraz yukarısında bulunan Phellos un limanıydıi. Ancak Helenistik döneme girilirken Phellos gerilemiş, Antiphellos ise gelişerek ön plana çıkmıştır. Bu durum Roma döneminde de devam etmiş, şehir bölge ormanlarından elde edilen sedir ağacı ticareti ve süngercilik sayesinde gelişerek Phellos un limanı olmaktan çıkarak zengin bir şehir durumuna gelmiştir. Antik kentin doğu ve kuzeyinde yer alan dağlarda İyon uygarlığı tarzında yapılmış, üzerinde Likya yazıları olan pek çok kaya mezarı bulunmaktadır. Halk arasında Kral Mezarı olarak bilinen Uzun Çarşı daki Likya yazıtlı Anıt Mezar ( M.Ö IV. YY.) günümüze ulaşan en güzel ve görkemli lahitlerden biridir. Bölgede yer alan önemli eserlerden biri de Kaş Antik Tiyatrosudur (M.Ö I.YY). 4000 kişilik kapasitesi olan ve 26 basamaktan oluşan tiyatro, II. YY da onarım görmüş, ancak tiyatronun sahnesi günümüze ulaşamamıştır.

Tiyatronun kuzeydoğusunda Akdam olarak adlandırılan M.Ö IV. YY a ait Dor medeniyetine ait ev tipi bir mezar vardır. Doğal kaya kesilerek yapılmış olan mezar, 3.5 m yüksekliğindedir ve üzerinde el ele tutuşup dans eden 24 adet kız figürü bulunmaktadır.

Kaş Hastane Caddesi nde, temel taşları Roma döneminden kalma, dış yüzü kesme taş kullanılarak yapılmış bir de tapınak bulunmaktadır.


BATIK ŞEHİR KEKOVA ANTİK ŞEHRİ
Likya bölgesinin kıyısında bulunan Demre nin (Kale) batısında yer alan Kekova, kayalık bir adadır. Bölgeye ismini vermiş olan Kekova Adası, depremler sonucu deniz altında kalmış ve buraya günümüzde Batık Şehir ismi verilmiştir. Bu adanın yakınında Aperlai, Kaleköy de Simena, Üçağız da Theimussa ve Gökkaya koyunda da İstlada isimli antik kentler bulunmaktadır.

Ada, hiçbir zaman karşısındaki iki küçük liman gibi kent özellikleri taşımamış, daha çok iki kenti perde gibi Akdeniz e karşı koruyup denizcilerin sığınak, gemi inşa ve onarım üssü olarak kullanılmıştır. Bugün Batık Kent olarak adlandırılan adanın kuzeybatı kıyılarında bulunan kalıntılar, M.Ö V. YY. dan beri ticari ve askeri üs olarak kullanılmış olan Kekova nın en renkli köşesidir. Tersane koyu ise hem yüzülebilecek tek yer, hem de Bizans dönemine ait bazilika apsisi ile arkeolojik kalıntıların en yoğun bulunduğu alandır.

MYRA (DEMRE) ANTİK ŞEHRİ
Bugünkü Demre ilçe merkezinde ve civarında yer alan Myra Antik Kenti, özellikle Likya dönemi kaya mezarları, Roma dönemi tiyatrosu ve Bizans dönemi Aziz Nicholas Noel Baba Kilisesi ile ünlüdür.

Kaya mezarları, Likya yazılı kitabeler ve sikkeler, Myra nın en azından M.Ö V. YY dan itibaren varlığını sürdürdüğünü gösterirler. Strabon un verdiği bilgiye göre Likya Federasyonunun altı büyük kentinden biri olan Myra, Likya dili yazıtlarda Myrı adıyla anılır. II.YY da Myra nın büyük bir gelişmeye sahne olduğu dönemdir. Likya Federasyonunun metropolisi olan şehirde, Likyalı zengin kişilerin yardımları ile birçok yapı inşa edilmiş ve onarılmıştır. Bizans döneminde ise Myra, dini yönden olduğu kadar idari yönden de önde gelen şehirlerden biri olup günümüze dek ününü Aziz Nicholas ın IV.YY da şehrin piskoposu olmasına ve ölümünden sonra aziz mertebesine ulaşıp adına kilise yapılmasına borçludur. Myra, VII. YY. dan itibaren gerek deprem, su baskını ve Myros çayının getirdiği alüvyonlar, gerekse Arap akınları sebebiyle önemini yitirip 12. YY. da köy hüviyetine dönüşmüştür.

Günümüz kalıntılarını, akropolün güney eteğinde yer alan tiyatro ile her iki yanında yer alan kaya mezarları oluşturur. Yapılan araştırmalara göre bugün oldukça sağlam durumda olan Roma dönemi surlarının dışında Helenistik hatta M.Ö V. YY. a tarihlenen sur kalıntılarına akropol tepesi ve çevresinde rastlamak mümkündür.

Akropolün güney eteğinde yer alan tiyatro, gerek oturma sıraları gerekse sahne binası ile iyi korunmuş bir Roma dönemi tiyatrosunun özelliklerini yansıtır. Sahne binası ikinci katın yarısına kadar ayaktadır ve seyircilere bakan yüzü bir mimari fasad oluşturacak şekilde sütun ve nişlerle süslenmiştir.

Tiyatronun hemen iki yanında, kabartmalı veya düz kaya mezarları yer alır. Likyalıların ahşap ev mimarisinin kaya mezarlarına en iyi uyarlanmış örnekleri olan Myra mezarlarından, içinde ölüyü ve yakınlarını betimleyen kabartmalı mezar, en ilginç örneklerden biridir. Ayrıca yine kabartmalı veya kitabeli birçok kaya mezarı, kayalığın güneye bakan yüzünde üst üste veya yan yana sıralanmaktadır. Tiyatro yakınındaki şehir merkezine giderken yolun solundaki hamam kalıntıları ise Roma dönemi tuğla mimarisinin erken ve ilginç örneklerini oluştururlar. Şehrin su ihtiyacı, Demre Deresi nin aktığı vadi kenarındaki kaya yüzüne açılmış kanallarla karşılanmaktaydı. Şüphesiz şehrin ilginç anıtsal kalıntı temelleri 5. yy da yapılmış şekliyle günümüze ulaşmış olan Noel Baba Kilisesi olarak da anılan Aziz Nicholas Kilisesi dir. Kazı ve onarım çalışmaları Hacettepe Üniversitesi nce yürütülen kilisenin yer yer iyi korunmuş mimari, duvar resmi ve mozaikli mekanları her yılın 5 Aralık günü birçok ülke temsilcisinin katıldığı Noel Baba Festivali ne ev sahipliği yapmaktadır.


PIRHA ANTİK ŞEHRİ (Bezirgan Köyü)
Pirha antik şehrinin bulunduğu ören yerine, Bezirgan Köyünden 15-20 dakika yürüyüşle ulaşılır. Kalkan a 18 km uzaklıkta olan kent, orta Likya nın en büyük kentlerinden biridir. Denizden 850 metre yükseklikte yer alan dağın yamacında da çok sayıda kaya mezarı ve çevrede de çok sayıda lahit yer almaktadır. Bölgede bulunan üç tane kadın heykeli, Antalya Müzesinde sergilenmektedir.


ANTİK LİKYA YOLU
Likya Yolu 3 bin yıllık eski bir ticaret yoludur. Antik dönemlerde bu yol, Likya kentlerini birbirine bağlayan bir patikalar zinciri olarak başlamış ancak uzun yıllar unutulmuştur. Garanti Bankası nın 1996 yılında, düzenlediği yarışma sonucunda İngiliz uyruklu, Kate Clow un sunduğu Likya Yolu projesi birinci seçilince gözler bu yürüyüş parkuruna çevrilmiş ve yol, doğa yürüyüşçülerinin vazgeçilmez parkurlarından biri olmuştur.

Kate Clow tarafından işaretlenen Likya Yolu birinci bölümü, Fethiye-Ölüdeniz den başlayıp Faralya Köyü, Kelebekler Vadisi, Kabak koyu, Yedi Burunlar, Sidyma, Pınara, Letoon, Xanthos antik kentlerini takip ederek, incecik kumlarıyla Patara da tamamlanırr.Toplam uzunluğu 509 kilometre olan bu yolun ikinci bölümü ise Antiphellos, Apollonia, Simena, Kekova, Myra, Limyra ve yüzyıllardır sönmeyen ateşiyle Yanartaş, Olympos antik kentinden sonra Antalya da son bulur. Bu yol uluslararası standartlarda işaretlenmiş olup yol üzerinde en fazla 100 metrede bir yer alan işaretler doğru rotayı göstermekte ve bu rota da yol ayrımlarında ve yerleşim birimlerinde sarı tabelalarla desteklenmektedir.

Likya Yolu nda ilerken, Likya nın antik kentlerinin yanı sıra, bağımsız anıt mezarlar, tepeleri süsleyen antik şehir surları ve bu surları birbirine bağlayan yollar, halk hamamları, halk çeşmeleri, tiyatrolar ve anıt mezarlar da yakından izlenebilir.
PaperMoon Hotel & Aparts
Kalkan, Antalya
Kalkan : 0 242 844 3431 , 0 242 844 2864
İstanbul : 0 535 783 1665 booking@papermoonhotel.com
Faks : 0 216 350 7755
© DECOM Tasarım, Dalaman - 2013